20 – Dua
Bunlar Yüce Allah'ın kutsal sözleridir.
İnsanların sözleriyle ilgilenmiyoruz.
Tanrı'yı seven herkes için... Tanrı'nın hakkında söylediği şey budur: Dua.
Bunlar Yüce Allah'ın kutsal sözleridir.
İnsanların sözleriyle ilgilenmiyoruz.
Tanrı'yı seven herkes için... Tanrı'nın hakkında söylediği şey budur: Dua.
Çünkü Rabbin gözleri Doğru kişilerin üzerindedir. Kulakları onların yakarışına açıktır. Ama Rab kötülük yapanlara karşıdır."
”Sözlerime kulak ver, ya RAB,İniltilerimi işit. Feryadımı dinle, ey Kralım ve Tanrım!Duam sanadır. Sabah sesimi duyarsın, ya RAB,Her sabah sana duamı sunar, umutla beklerim.
”"Bunun için siz şöyle dua edin: 'Göklerdeki Babamız, Adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun. Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla. Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar. Çünkü egemenlik, güç ve yücelik Sonsuzlara dek senindir! Amin'.
”İbrahim, "Ben toz ve külüm, bir hiçim" dedi, "Ama seninle konuşma yürekliliğini göstereceğim.
”Uşak, "Ya RAB, efendim İbrahimin Tanrısı, yalvarırım bugün beni başarılı kıl" diye dua etti, "Efendim İbrahime iyilik et. İşte, pınarın başında bekliyorum. Kentin kızları su almaya geliyorlar. Birine, 'Lütfen testini indir, biraz su içeyim' diyeceğim. O da, 'Sen iç, ben de develerine içireyim' derse, bileceğim ki o kız kulun İshak için seçtiğin kızdır. Böylece efendime iyilik ettiğini anlayacağım." O duasını bitirmeden, İbrahimin kardeşi Nahorla karısı Milkanın oğlu Betuelin kızı Rebeka, omuzunda su testisiyle dışarı çıktı.
”İshak karısı için RABbe yakardı, çünkü karısı kısırdı. RAB İshakın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı.
”Böylece Yakup arkada yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya kadar onunla güreşti. Yakupu yenemeyeceğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin başına çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakupun uyluk kemiği çıktı. Adam, "Bırak beni, gün ağarıyor" dedi. Yakup, "Beni kutsamadıkça seni bırakmam" diye yanıtladı. Adam, "Adın ne?" diye sordu. "Yakup." Adam, "Artık sana Yakup değil, İsrail denecek" dedi, "Çünkü Tanrıyla, insanlarla güreşip yendin." Yakup, "Lütfen adını söyler misin?" diye sordu. Ama adam, "Neden adımı soruyorsun?" dedi. Sonra Yakupu kutsadı. Yakup, "Tanrıyla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı" diyerek oraya Peniel adını verdi.
”Musa orada kırk gün kırk gece RABle birlikte kaldı. Ağzına ne ekmek koydu, ne de su. Antlaşma sözlerini, on buyruğu taş levhaların üzerine yazdı.
”Musayla Harun yüzüstü yere kapanarak, "Ey Tanrı, bütün insan ruhlarının Tanrısı!" dediler, "Bir kişi günah işledi diye bütün topluluğa mı öfkeleneceksin?"
”Ama Tanrınız RABbi arayacaksınız. Bütün yüreğinizle, bütün canınızla ararsanız, Onu bulacaksınız. Sıkıntıya düştüğünüzde ve bütün bu olaylar başınıza geldiğinde, sonunda Tanrınız RABbe dönecek, Onun sözüne kulak vereceksiniz. Çünkü Tanrınız RAB acıyan bir Tanrıdır. Sizi bırakmaz, yok etmez ve atalarınıza ant içerek yaptığı antlaşmayı unutmaz.
”Daha önce taş levhaları -RABbin sizinle yaptığı antlaşmanın levhalarını- almak için dağa çıkmıştım; orada kırk gün, kırk gece kaldım. Ne yedim, ne içtim.
”Bir kez daha RABbin huzurunda bir şey yemeden, içmeden kırk gün kırk gece yere kapanıp kaldım. Çünkü günah işlemiştiniz; RABbin gözünde kötü olanı yaparak Onu öfkelendirmiştiniz.
”"RAB sizi yok edeceğini söylediği için, kırk gün kırk gece Onun önünde yere kapanıp kaldım.
”"Daha önce yaptığım gibi dağda kırk gün, kırk gece kaldım. RAB yine yakarışımı duydu ve sizi yok etmek istemedi.
”Bunun üzerine Yeşu giysilerini yırtarak İsrailin ileri gelenleriyle birlikte başından aşağı toprak döküp RABbin Sandığının önünde yüzüstü yere kapandı ve akşama dek bu durumda kaldı.
”Bütün İsrailliler, bütün halk çekilip Beytele döndü. Orada, RABbin önünde durup ağladılar, o gün akşama dek oruç tuttular. RABbe yakmalık sunular ve esenlik sunuları sundular.
”RAB gelip orada durdu ve önceki gibi, "Samuel, Samuel!" diye seslendi. Samuel, "Konuş, kulun dinliyor" diye yanıtladı.
”Bana gelince, sizin için RABbe yalvarmaktan vazgeçip Ona karşı günah işlemek benden uzak olsun! Ancak size iyi ve doğru yolu öğreteceğim.
”Süleyman RABbin sunağının önünde, İsrail topluluğunun karşısında durup ellerini göklere açtı. "Ya RAB, İsrailin Tanrısı, yerde ve gökte sana benzer başka tanrı yoktur" dedi, "Bütün yürekleriyle yolunu izleyen kullarınla yaptığın antlaşmaya bağlı kalırsın.
”Süleyman, RABbe duasını ve yalvarışını bitirince, elleri göklere açık, dizleri üzerine çökmüş olduğu RABbin sunağının önünden kalktı.
”Akşam sunusu saatinde, Peygamber İlyas sunağa yaklaşıp şöyle dua etti: "Ey İbrahimin, İshakın ve İsrailin Tanrısı olan RAB! Bugün bilinsin ki, sen İsrailin Tanrısısın, ben de senin kulunum ve bütün bunları senin buyruklarınla yaptım. Ya RAB, bana yanıt ver! Yanıt ver ki, bu halk senin Tanrı olduğunu anlasın. Onların yine sana dönmelerini sağla." O anda gökten RABbin ateşi düştü. Düşen ateş yakmalık sunuyu, odunları, taşları ve toprağı yakıp hendekteki suyu kuruttu. Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. "RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!" dediler.
”Ya RAB, kulak ver de işit, gözlerini aç da gör, ya RAB; Sanheribin söylediklerini, yaşayan Tanrıyı nasıl aşağıladığını duy.
”Ya RAB Tanrımız, şimdi bizi Sanheribin elinden kurtar ki, bütün dünya krallıkları senin tek Tanrı olduğunu anlasın."
”Hizkiya yüzünü duvara dönüp RABbe yalvardı: "Ya RAB, yürekten bir sadakatle önünde nasıl yaşadığımı, gözünde iyi olanı yaptığımı anımsa lütfen." Sonra acı acı ağlamaya başladı.
”Yabes, İsrailin Tanrısına, "Ne olur, beni kutsa, sınırlarımı genişlet!" diye yakardı, "Elin üzerimde olsun, beni kötülükten koru. Öyle ki, acı çekmeyeyim." Tanrı onun yakarışını duydu.
”RABbe şükredin, Onu adıyla çağırın,Halklara duyurun yaptıklarını!
”RABbe ve Onun gücüne bakın,Durmadan Onun yüzünü arayın!
”RABbe şükredin, çünkü O iyidir,Sevgisi sonsuzdur.
”RABbe şükretmek, övgüler sunmak üzere her sabah ve akşam tapınakta hazır bulunacaklardı.
”Süleyman RABbin sunağının önünde, İsrail topluluğunun karşısında durup ellerini göklere açtı. Beş arşın uzunluğunda, beş arşın eninde, üç arşın yüksekliğinde tunç bir kürsü yaptırıp avlunun ortasına kurdurmuştu. Bu kürsünün üstünde durdu, İsrail topluluğunun önünde diz çöküp ellerini göklere açtı. "Ya RAB, İsrailin Tanrısı, yerde ve gökte sana benzer başka tanrı yoktur" dedi, "Bütün yürekleriyle yolunu izleyen kullarınla yaptığın antlaşmaya bağlı kalırsın.
”Ya RAB Tanrım, kulunun ettiği duayı, yalvarışı işit; duasına ve yakarışına kulak ver. Gözlerin gece gündüz, 'Adımı oraya yerleştireceğim!' dediğin bu tapınağın üzerinde olsun. Kulunun buraya yönelerek ettiği duayı işit. Buraya yönelerek dua eden kulunun ve halkın İsrailin yakarışını işit. Göklerden, oturduğun yerden kulak ver; duyunca bağışla.
”halkından bir kişi ya da bütün halkın İsrail başına gelen felaketi, acıyı kavrar, dua edip yakararak ellerini bu tapınağa doğru açarsa, göklerden, oturduğun yerden kulak ver ve bağışla. İnsanların yüreklerini yalnızca sen bilirsin. Onlara yaptıklarına göre davran ki, atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.
”"Şimdi, ey Tanrım, bizi gör ve burada edilen duaya kulak ver.
”adımla çağrılan halkım alçakgönüllülüğü takınır, bana yönelip dua eder, kötü yollarından dönerse, gökten onları duyacağım, günahlarını bağışlayıp ülkelerini sağlığa kavuşturacağım. Gözlerim burada edilen duaya açık, kulaklarım işitici olacak.
”Rehavam RABbe yönelmeye yürekten kararlı olmadığı için kötülük yaptı.
”Asa, Tanrısı RABbe, "Ya RAB, güçlünün karşısında güçsüze yardım edebilecek senden başka kimse yoktur" diye yakardı, "Ey Tanrımız RAB, bize yardım et, çünkü sana güveniyoruz. Senin adınla bu kalabalığa karşı çıktık. Ya RAB, sen bizim Tanrımızsın. İnsanlar sana karşı zafer kazanmasın."
”Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı RABbe yönelmek için antlaşma yaptılar.
”Levili kâhinler ayağa kalkıp halkı kutsadılar. Tanrı onları duydu. Çünkü duaları O'nun kutsal konutuna, göklere erişmişti.
”Bunun üzerine Kral Hizkiya ile Amots oğlu Peygamber Yeşaya dua edip Tanrıya yalvardılar.
”Tanrımızın önünde alçakgönüllü davranmak, Ondan kendimiz, çocuklarımız, mallarımız için güvenli bir yolculuk dilemek üzere orada, Ahava Kanalı yanında oruç ilan ettim. Yolculuğumuz sırasında herhangi bir düşmandan bizi korumaları için, kraldan asker ve atlı istemeye utanıyordum. Çünkü krala, "Tanrımız kendisine yönelenlerin hepsine iyilik eder, ama kızgın öfkesi kendisini bırakanların üzerindedir" demiştik. Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.
”Akşam sunusu saati gelince üzüntümü bir yana bırakıp kalktım. Giysimle cüppem hâlâ yırtıktı. Diz çöküp ellerimi Tanrım RABbe açtım. Şöyle dua ettim: "Ey Tanrım, yüzümü sana çevirmeye utanıyorum, sıkılıyorum. Ey Tanrım, günahlarımız başımızdan aşkın. Suçlarımız göklere ulaştı.
”Sonra Ezra Tanrının Tapınağının önünden ayrılıp Elyaşiv oğlu Yehohananın odasına gitti. Orada gecelerken ne yemek yedi, ne su içti. Sürgünden dönenler Tanrıya bağlı kalmadığı için yas tutuyordu.
”Bunları duyunca oturup ağladım, günlerce yas tuttum. Oruç tutup Göklerin Tanrısına dua ettim: "Ey Göklerin Tanrısı RAB! Yüce ve görkemli Tanrı! Seni sevenlerle, buyruklarına uyanlarla yaptığın antlaşmaya bağlı kalırsın. Ya RAB, halimi gör, gece gündüz kulların İsrail halkı için ettiğim duaya kulak ver. İtiraf ediyorum, İsrail halkı günah işledi, ben ve atalarım günah işledik.
”Ezra yüce Tanrıya, RABbe övgüler sundu. Bütün halk ellerini kaldırarak, "Amin! Amin!" diye karşılık verdi. Hep birlikte eğilip yere kapanarak RABbe tapındılar.
”Aynı ayın yirmi dördüncü günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti. İsrail soyundan gelenler bütün yabancılardan ayrılmıştı. Günahlarını ve atalarının yaptığı kötülükleri ayakta itiraf ettiler.
”Kralın buyruğunun ve fermanının ulaştığı her ilde Yahudiler büyük yas tuttular, ağlayıp feryat ettiler, oruç tuttular. Birçoğu da çula sarınıp kül içinde yattı.
”"Git, Sustaki bütün Yahudileri topla; benim için oruç tutun; üç gün, üç gece hiçbir şey yemeyin, içmeyin. Hizmetçilerimle ben de sizin gibi oruç tutacağız. Ardından, kurala aykırı olduğu halde kralın huzuruna çıkacağım; ölürsem ölürüm."
”Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.
”"Oysa ben Tanrıya yönelir,Davamı Ona bırakırdım. Anlayamadığımız büyük işler,Sayısız şaşılası işler yapan Odur.
”Ama sen gayretle Tanrıyı arar,Her Şeye Gücü Yetene yalvarırsan,
”"Ona yüreğini adar,Ellerini açarsan,
”Sonra beni çağır, yanıtlayayım,Ya da bırak ben konuşayım, sen yanıtla.
”Ona dua edersin, dinler seni,Adaklarını yerine getirirsin.
”Kötülerin gururu yüzünden insanlar feryat ediyor,Ama yanıtlayan yok. Gerçek şu ki, Tanrı boş feryadı dinlemez,Her Şeye Gücü Yeten bunu önemsemez.
”Eyüp dostları için dua ettikten sonra, RAB onu eski gönencine kavuşturup ona önceki varlığının iki katını verdi.
”RABbe seslenirim,Yanıtlar beni kutsal dağından.
”Sana seslenince yanıtla beni,Ey adil Tanrım!Ferahlat beni sıkıntıya düştüğümde,Lütfet bana, kulak ver duama.
”Sözlerime kulak ver, ya RAB,İniltilerimi işit. Feryadımı dinle, ey Kralım ve Tanrım!Duam sanadır. Sabah sesimi duyarsın, ya RAB,Her sabah sana duamı sunar, umutla beklerim.
”Seni tanıyanlar sana güvenir,Çünkü sana yönelenleri hiç terk etmedin, ya RAB.
”Kendini beğenmiş kötü insan Tanrıya yönelmez,Hep, "Tanrı yok!" diye düşünür.
”Haklı davamı dinle, ya RAB,Feryadımı işit!Hilesiz dudaklardan çıkan duama kulak ver!
”Sana yakarıyorum, ey Tanrı,Çünkü beni yanıtlarsın;Kulak ver bana, dinle söylediklerimi!
”Sıkıntı içinde RABbe yakardım,Yardıma çağırdım Tanrımı.Tapınağından sesimi duydu,Haykırışım kulaklarına ulaştı.
”Bana gerçek yolunda öncülük et, eğit beni;Çünkü beni kurtaran Tanrı sensin.Bütün gün umudum sende.
”RABden tek dileğim, tek isteğim şu:RABbin güzelliğini seyretmek,Tapınağında Ona hayran olmak içinÖmrümün bütün günlerini Onun evinde geçirmek.
”Sana yakarıyorum, ya RAB, kulak ver sesime,Lütfet, yanıtla beni! Ya RAB, içimden bir ses duydum:"Yüzümü ara!" dedin,İşte yüzünü arıyorum.
”Umudunu RAB'be bağla,Güçlü ve yürekli ol;Umudunu RAB'be bağla!
”Ya RAB, sana yakarıyorum,Kayam benim, kulak tıkama sesime;Çünkü sen sessiz kalırsan,Ölüm çukuruna inen ölülere dönerim ben. Seni yardıma çağırdığımda,Ellerimi kutsal konutuna doğru açtığımda,Kulak ver yalvarışlarıma.
”Ya RAB, sana sığınıyorum.Utandırma beni hiçbir zaman!Adaletinle kurtar beni! Kulak ver bana,Çabuk yetiş, kurtar beni;Bir kaya ol bana sığınmam için,Güçlü bir kale ol kurtulmam için!
”RABbe yöneldim, yanıt verdi bana,Bütün korkularımdan kurtardı beni. Ona bakanların yüzü ışıl ışıl parlar,Yüzleri utançtan kızarmaz. Bu mazlum yakardı, RAB duydu,Bütün sıkıntılarından kurtardı onu. RABbin meleği Ondan korkanların çevresine ordugah kurar,Kurtarır onları. Tadın da görün, RAB ne iyidir,Ne mutlu Ona sığınan adama!
”RABbin gözleri doğru kişilerin üzerindedir,Kulakları onların yakarışına açıktır. RAB kötülük yapanlara karşıdır,Onların anısını yeryüzünden siler. Doğrular yakarır, RAB duyar;Bütün sıkıntılarından kurtarır onları. RAB gönlü kırıklara yakındır,Ruhu ezginleri kurtarır.
”Büyük toplantıda sana şükürler sunacağım,Kalabalığın ortasında sana övgüler dizeceğim.
”RABbin önünde sakin dur, sabırla bekle;Kızıp üzülme işi yolunda olanlara,Kötü amaçlarına kavuşanlara.
”"Duamı işit, ya RAB,Kulak ver yakarışıma,Gözyaşlarıma kayıtsız kalma!Çünkü ben bir garibim senin yanında,Bir yabancı, atalarım gibi.
”RABbi sabırla bekledim;Bana yönelip yakarışımı duydu.
”Ya RAB, Tanrım,Harikaların, düşüncelerin ne çoktur bizim için;Sana eş koşulmaz!Duyurmak, anlatmak istesem yaptıklarını,Saymakla bitmez.
”Sende neşe ve sevinç bulsunBütün sana yönelenler!"RAB yücedir!" desin hepSenin kurtarışını özleyenler! Bense mazlum ve yoksulum,Düşün beni, ya Rab.Yardımcım ve kurtarıcım sensin,Geç kalma, ey Tanrım!
”Gündüz RAB sevgisini gösterir,Gece ilahi söyler, dua ederimYaşamımın Tanrısına.
”"Sakin olun, bilin ki, Tanrı benim!Uluslar arasında yüceleceğim,Yeryüzünde yüceleceğim!" Her Şeye Egemen RAB bizimledir,Yakup'un Tanrısı kalemizdir.
”Tanrıya şükran kurbanı sun,Yüceler Yücesine adadığın adakları yerine getir. Sıkıntılı gününde seslen bana,Seni kurtarırım, sen de beni yüceltirsin.
”Madem sen gönülde sadakat istiyorsun,Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.
”Ey Tanrı, kulak ver duama,Sırt çevirme yalvarışıma!
”Bense Tanrıya seslenirim,RAB kurtarır beni. Sabah, öğlen, akşam kederimden feryat ederim,O işitir sesimi.
”Yükünü RABbe bırak,O sana destek olur.Asla izin vermezDoğru insanın sarsılmasına.
”Gücüm sensin, seni gözlüyorum,Çünkü kalemsin, ey Tanrı. Tanrım sevgisiyle karşılar beni,Bana düşmanlarımın yıkımını gösterir.
”Ey Tanrı, yakarışımı işit,Duama kulak ver! Sana seslenirim yeryüzünün öbür ucundan,Yüreğime hüzün çökünce. Erişemeyeceğim yüksek bir kayaya çıkar beni,
”Canım yalnız Tanrıda huzur bulur,Kurtuluşum Ondan gelir. Tek kayam, kurtuluşum,Kalem Odur, asla sarsılmam.
”Ey canım, yalnız Tanrıda huzur bul,Çünkü umudum Ondadır. Tek kayam, kurtuluşum,Kalem Odur, sarsılmam. Kurtuluşum ve onurum Tanrıya bağlıdır,Güçlü kayam, sığınağım Odur. Ey halkım, her zaman Ona güven,İçini dök Ona,Çünkü Tanrı sığınağımızdır.
”Ey Tanrı, sensin benim Tanrım,Seni çok özlüyorum,Canım sana susamış,Kurak, yorucu, susuz bir diyarda,Bütün varlığımla seni arıyorum.
”Ağzımla Ona yakardım,Övgüsü dilimden düşmedi. Yüreğimde kötülüğe yer verseydim,Rab beni dinlemezdi. Oysa Tanrı dinledi beni,Kulak verdi duamın sesine. Övgüler olsun Tanrı'ya,Çünkü duamı geri çevirmedi,Sevgisini benden esirgemedi.
”Tükendim feryat etmekten,Boğazım kurudu;Gözlerimin feri sönüyorTanrımı beklemekten.
”Mazlumlar bunu görünce sevinsin,Ey Tanrıya yönelen sizler, yüreğiniz canlansın.
”Sana şükrederiz, ey Tanrı,Şükrederiz, çünkü sen yakınsın,Harikaların bunu gösterir.
”Yüksek sesle Tanrıya yakarıyorum,Haykırıyorum beni duysun diye. Sıkıntılı günümde Rabbe yönelir,Gece hiç durmadan ellerimi açarım,Gönlüm avunmaz bir türlü.
”Kulak vereceğim RAB Tanrının ne diyeceğine;Halkına, sadık kullarına esenlik sözü verecek,Yeter ki, bir daha akılsızlık etmesinler.
”Kulak ver duama, ya RAB,Yalvarışlarımı dikkate al! Sıkıntılı günümde sana yakarırım,Çünkü yanıtlarsın beni.
”Ya RAB, beni kurtaran Tanrı,Gece gündüz sana yakarıyorum. Duam sana erişsin,Kulak ver yakarışıma.
”Ama ben, ya RAB, yardıma çağırıyorum seni,Sabah duam sana varıyor.
”Bu yüzden günlerimizi saymayı bize öğret ki,Bilgelik kazanalım.
”Yüceler Yücesinin barınağında oturan,Her Şeye Gücü Yetenin gölgesinde barınır.
”Bana seslenince onu yanıtlayacağım,Sıkıntıda onun yanında olacağım,Kurtarıp yücelteceğim onu.
”Ya RAB, sana şükretmek,Ey Yüceler Yücesi, adını ilahilerle övmek,Sabah sevgini,Gece sadakatini,On telli sazla, çenk ve lirle duyurmak ne güzel! Ya RAB, sana şükretmek,Ey Yüceler Yücesi, adını ilahilerle övmek,Sabah sevgini,Gece sadakatini,On telli sazla, çenk ve lirle duyurmak ne güzel!
”Gelin, tapınalım, eğilelim,Bizi yaratan RABbin önünde diz çökelim. Çünkü O Tanrımızdır,Bizse Onun otlağının halkı,Elinin altındaki koyunlarız. Bugün sesini duyarsanız, Merivada, o gün çölde, Massadafö olduğu gibi,Yüreklerinizi nasırlaştırmayın.
”Ya RAB, duamı işit,Yakarışım sana erişsin. Sıkıntılı günümde yüzünü benden gizleme,Kulak ver sesime,Seslenince yanıt ver bana hemen.
”Yoksulların duasına kulak verecek,Yalvarışlarını asla hor görmeyecek.
”Kutsal adıyla övünün,Sevinsin RABbe yönelenler! RABbe ve Onun gücüne bakın,Durmadan Onun yüzünü arayın!
”Dizlerim titriyor oruç tutmaktan;Bir deri bir kemiğe döndüm.
”RABbi seviyorum,Çünkü O feryadımı duyar. Bana kulak verdiği için,Yaşadığım sürece Ona sesleneceğim. Ölüm iplerine dolaşmıştım,Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı,Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm. O zaman RABbi adıyla çağırdım,"Aman, ya RAB, kurtar canımı!" dedim.
”Ya RAB, seni adınla çağırıpŞükran kurbanı sunacağım.
”Sıkıntı içinde RABbe seslendim;Yanıtladı, rahata kavuşturdu beni.
”Sana şükrederim, çünkü bana yanıt verdin,Kurtarıcım oldun.
”Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara,Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!
”Bütün yüreğimle sana yöneliyorum,İzin verme buyruklarından sapmama!
”Bütün yüreğimle haykırıyorum,Yanıtla beni, ya RAB!Senin kurallarına uyacağım. Sana sesleniyorum,Kurtar beni,Öğütlerine uyayım. Gün doğmadan kalkıp yardım dilerim,Senin sözüne umut bağladım. Verdiğin söz üzerinde düşüneyim diye,Gece boyunca uyku girmiyor gözüme. Sevgin uyarınca sesime kulak ver,Hükümlerin uyarınca, ya RAB, yaşam ver bana!
”Derinliklerden sana sesleniyorum, ya RAB, Sesimi işit, ya Rab,Yalvarışıma iyi kulak ver!
”RABbi gözlüyorum,Canım RABbi gözlüyor,Umut bağlıyorum Onun sözüne. Sabahı gözleyenlerden,Evet, sabahı gözleyenlerden daha çok,Canım Rabbi gözlüyor.
”Şükredin RABbe, çünkü O iyidir,
”Şükredin tanrılar Tanrısına,
”Şükredin rabler Rabbine,
”Seni çağırıyorum, ya RAB, yardımıma koş!Sana yakarınca sesime kulak ver! Duam önünde yükselen buhur gibi,El açışım akşam sunusu gibi kabul görsün!
”Yüksek sesle yakarıyorum RABbe,Yüksek sesle RABbe yalvarıyorum. Önüne döküyorum yakınmalarımı,Önünde anlatıyorum sıkıntılarımı.
”Duamı işit, ya RAB,Yalvarışlarıma kulak ver!Sadakatinle, doğruluğunla yanıtla beni!
”Herkesin umudu sende,Onlara yiyeceklerini zamanında veren sensin. Elini açar,Bütün canlıları doyurursun dilediklerince. RAB bütün davranışlarında adil,Yaptığı bütün işlerde sevecendir. RAB kendisine yakaran,İçtenlikle yakaran herkese yakındır. Dileğini yerine getirir kendisinden korkanların,Feryatlarını işitir, onları kurtarır.
”O zaman beni çağıracaksınız,Ama yanıtlamayacağım.Var gücünüzle arayacaksınız beni,Ama bulamayacaksınız. Çünkü bilgiden nefret ettiniz.RABden korkmayı reddettiniz. Öğütlerimi istemediniz,Uyarılarımın tümünü küçümsediniz.
”Beni sevenleri ben de severim,Gayretle arayan beni bulur.
”Yasaya kulağını tıkayanınDuası da iğrençtir.
”Ağzını çabuk açma,Tanrının önünde hemen konuya girme,Çünkü Tanrı gökte, sen yerdesin,Bu yüzden, az konuş.
”Yeni Ay törenlerinizden, bayramlarınızdan nefret ediyorum.Bunlar bana yük oldu,Onları taşımaktan yoruldum. "Ellerinizi açıp bana yakardığınızdaGözlerimi sizden kaçıracağım.Ne kadar çok dua ederseniz edin dinlemeyeceğim.Elleriniz kan dolu. Yıkanıp temizlenin,Kötülük yaptığınızı gözüm görmesin,Kötülük etmekten vazgeçin.
”Kendini Yakupun soyundan gizleyen RABbi özlemle bekliyorum, umudum Onda.
”Geceleri canım sana susar,Evet, içimde ruhum seni özler;Çünkü senin ilkelerin yeryüzünde oldukça,Orada oturanlar doğruluğu öğrenir.
”"Ey Yeruşalimde oturan Siyon halkı,Artık ağlamayacaksın!Feryat ettiğinde Rab sana nasıl da lütfedecek!Feryadını duyar duymaz seni yanıtlayacak.
”RAB'be umut bağlayanlarsa taze güce kavuşur,Kanat açıp yükselirler kartallar gibi.Koşar ama zayıf düşmez,Yürür ama yorulmazlar.
”Bulma fırsatı varken RABbi arayın,Yakındayken Ona yakarın.
”Kutsal dağıma getiripDua evimde sevindireceğim.Yakmalık sunularıyla kurbanlarıSunağımda kabul edilecek,Çünkü evime 'Bütün ulusların dua evi' denecek."
”İstediğim oruç bu mu sanıyorsunuz?İnsanın isteklerini denetlemesi gereken gün böyle mi olmalı?Kamış gibi baş eğip çul ve kül üzerine mi oturmalı?Siz buna mı oruç, RABbi hoşnut eden gün diyorsunuz? Benim istediğim oruç,Haksız yere zincire, boyunduruğa vurulanları salıvermek,Ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak,Her türlü boyunduruğu kırmak değil mi?
”Ama suçlarınız sizi Tanrınızdan ayırdı.Günahlarınızdan ötürü Onun yüzünü göremez,Sesinizi işittiremez oldunuz.
”"Beni sormayanlara göründüm,Aramayanlar beni buldu.Adımla anılmayan bir ulusa,'Buradayım, buradayım' dedim.
”Onlar bana yakarmadan yanıt verecek,Daha konuşurlarken işiteceğim onları.
”Bu yüzden RAB, 'Kaçıp kurtulamayacakları bir yıkım getireceğim başlarına' diyor, 'Bana yakarsalar da onları dinlemeyeceğim. Yahuda kentlerinde oturan halk da Yeruşalimde yaşayanlar da gidip buhur yaktıkları ilahlara yalvaracaklar. Ama yıkım geldiğinde, bu ilahlar onlara yardım edemez.
”Çünkü sizin için düşündüğüm tasarıları biliyorum" diyor RAB. "Kötü tasarılar değil, size umutlu bir gelecek sağlayan esenlik tasarıları bunlar. O zaman beni çağıracak, gelip bana yakaracaksınız. Ben de sizi işiteceğim. Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız. Kendimi size buldurtacağım" diyor RAB. "Sizi eski gönencinize kavuşturacağım. Sizi sürdüğüm bütün yerlerden ve uluslardan toplayacağım" diyor RAB. "Ve sizi sürgün ettiğim yerden geri getireceğim."
”'Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.'
”Sen oruç günü RABbin Tapınağına git. Oradaki halka sana yazdırdığım RABbin sözlerini tomardan oku. Yahuda kentlerinden gelen halka da oku. Belki RABbe yalvarır, kötü yollarından dönerler. Çünkü RABbin bu halka karşı sözünü ettiği öfke ve kızgınlığı büyüktür."
”O günlerde, o zamanda" diyor RAB,"İsrail halkıyla Yahuda halkı birlikte gelecek;Tanrıları RABbi aramak içinAğlaya ağlaya gelecekler. Yüzleri Siyona dönük,Oraya giden yolu soracak,Kalıcı, unutulmaz bir antlaşmaylaRABbe bağlanmak için gelecekler.
”RAB kendisini bekleyenler,Onu arayan canlar için iyidir. RABbin kurtarışını sessizce beklemek iyidir.
”Ellerimizin yanısıra yüreklerimizi de göklerdeki Tanrıya açalım:
”Bana, "İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin" dedi. Beni RABbin Tapınağının iç avlusuna götürdü. Tapınağın girişinde, eyvanla sunak arasında yirmi beş kadar adam vardı. Sırtlarını RABbin Tapınağına, yüzlerini doğuya dönmüş, güneşe tapınıyorlardı. Bana, "İnsanoğlu, bunları gördün mü?" dedi, "Yahuda halkı burada yaptığı iğrenç şeyler yetmiyormuş gibi, ülkeyi zorbalıkla doldurup beni sürekli öfkelendiriyor. Bak, dalı nasıl burunlarına uzatıyorlar! Bundan ötürü onlara öfkeyle davranacak, acımayacağım, onları esirgemeyeceğim. Yüksek sesle beni çağırsalar bile onları dinlemeyeceğim."
”Odur zamanları ve mevsimleri değiştiren.Kralları tahttan indirir, tahta çıkarır.Bilgelere bilgelik,Anlayışlılara bilgi verir. Derin ve gizli şeyleri ortaya çıkarır,Karanlıkta neler olduğunu bilir,Çevresi ışıkla kuşatılmıştır. Ey atalarımın Tanrısı,Sana şükreder, seni överim.Sen ki, bana bilgelik ve güç verdin,Senden istediklerimizi bana bildirdinVe kralın düşünü bize açıkladın."
”"Ülkenin bütün bakanları, kaymakamları, satrapları, danışmanları, valileri olarak kralın zorlu bir yasa çıkarması üzerinde anlaştık. Ey kral, kim otuz gün içinde senden başka bir insana ya da ilaha dua ederse, aslan çukuruna atılsın. Şimdi, ey kral, yasağı koy; Medlerle Perslerin değişmez yasası uyarınca yazıyı imzala ki değiştirilemesin." Böylece Kral Darius yasağı içeren yasayı imzaladı.
”Daniel yasanın imzalandığını öğrenince evine gitti. Yukarı odasının Yeruşalim yönüne bakan pencereleri açıktı. Daha önce yaptığı gibi her gün üç kez diz çöküp dua etti, Tanrısına övgüler sundu. Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler. Bunun üzerine krala gidip çıkardığı yasayla ilgili şunları söylediler: "Ey kral, kim otuz gün içinde senden başka bir insana ya da ilaha dua ederse, aslan çukuruna atılsın diye yasa imzalamadın mı?" Kral, "Medlerle Perslerin değişmez yasası uyarınca çıkardığım yasa geçerlidir" diye karşılık verdi. Bunun üzerine, "Ey kral, Yahuda sürgünlerinden olan Daniel seni de imzaladığın yasayı da saymıyor; günde üç kez dua ediyor" dediler.
”Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum. RAB Tanrıma dua edip günahlarımızı itiraf ettim. Şöyle dedim: "Ya Rab, kendisini sevenlerle, buyruklarına uyanlarla yaptığı antlaşmaya bağlı kalan yüce ve görkemli Tanrı! Buyruklarından, ilkelerinden ayrılıp günah, suç işledik, kötülük yaptık, başkaldırdık.
”"Şimdi, ey Tanrımız, kulunun duasını, yakarışını işit. Adın uğruna, ya Rab, yüzünü viran tapınağına çevir. Ey Tanrım, kulak ver ve işit! Gözlerini aç, senin olan viran kenti gör. Doğruluğumuzdan değil, senin büyük merhametinden ötürü dilekte bulunuyoruz. Ya Rab, dinle! Ya Rab, bağışla! İşit ve davran, ya Rab! Ey Tanrım, adının hatırı için gecikme! Çünkü kent ve halk senindir."
”Ben daha konuşup dua ederken, günahımı ve halkım İsrailin günahını açıkça kabul edip Tanrımın kutsal dağı için Tanrım RABbe dilekte bulunurken, daha dua ediyorken, önceden görümde gördüğüm adam -Cebrail- akşam sunusu saatinde hızla uçarak yanıma geldi. "Daniel, sana anlayış vermek için geldim" diye açıkladı, "Sen Tanrıya yalvarmaya başlar başlamaz, duan yanıtlandı; bunu bildirmeye geldim. Çünkü sen çok sevilen birisin. Bu nedenle sözün anlamını kavra ve görümü anla:
”O sırada ben Daniel üç haftadır yas tutuyordum. Üç hafta dolana dek ağzıma ne güzel bir yiyecek ya da et koydum, ne şarap içtim, ne de yağ süründüm.
”Derken bir el dokundu, titredim; beni dizlerimle ellerimin üzerine kaldırdı. Bana, "Ey Daniel, sen ki çok sevilen birisin!" dedi, "Ayağa kalk ve söyleyeceklerime iyi kulak ver. Çünkü sana gönderildim." O bunları söyler söylemez titreyerek ayağa kalktım. "Korkma, ey Daniel!" diye devam etti, "Anlayışa erişmeye ve kendini Tanrının önünde alçaltmaya karar verdiğin gün duan işitildi. İşte bu yüzden geldim. Pers krallığının önderi yirmi bir gün bana karşı durdu. Sonra baş önderlerden Mikail bana yardıma geldi, çünkü orada, Pers krallarının yanında alıkonulmuştum. Son günlerde halkının başına neler geleceğini sana açıklamak için geldim şimdi, çünkü bu görüm gelecekle ilgilidir." O bunları söyleyince, suskun suskun yere baktım.
”Sonra gidip yerime döneceğim,Onlar suçlarını kabul edinceye,Yüzümü arayıncaya dek orada kalacağım.Sıkıntıya düşünce gayretle beni arayacaklar."
”Oruç için gün belirleyin, özel bir toplantı yapın;Yaşlıları ve ülkede yaşayanların tümünü Tanrınız RABbin Tapınağına toplayıp RABbe yakarın.
”RAB diyor ki,"Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün. Giysilerinizi değil,Yüreklerinizi paralayın Ve Tanrınız RABbe dönün.Çünkü RAB lütfeder, acır, Tez öfkelenmez, sevgisi engindir,Cezalandırmaktan vazgeçer.
”Yunus balığın karnından Tanrısı RABbe şöyle dua etti: "Ya RAB, sıkıntı içinde sana yakardım,Yanıtladın beni.Yardım istedim ölüler diyarının bağrından,Kulak verdin sesime.
”Soluğum tükenince seni andım, ya RAB,Duam sana, kutsal tapınağına erişti.
”Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı. Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu. Ardından Ninovada şu buyruğu yayımladı: "Kral ve soyluların buyruğudur: Hiçbir insan ya da hayvan -ister sığır, ister davar olsun- ağzına bir şey koymayacak, otlamayacak, içmeyecek. Bütün insanlar ve hayvanlar çula sarınsın. Herkes var gücüyle Tanrıya yakararak kötü yoldan, zorbalıktan vazgeçsin. Belki o zaman Tanrı fikrini değiştirip bize acır, kızgın öfkesinden döner de yok olmayız." Tanrı Ninovalılar'ın yaptıklarını, kötü yoldan döndüklerini görünce, onlara acıdı, yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.
”Gün gelecek RABbe yakaracaklar.Ama O yanıtlamayacak,Yüzünü onlardan gizleyecek.Çünkü kötülük yaptılar.
”Ama ben umutla RABbe bakıyor,Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum.Duyacak beni Tanrım.
”Ey RABbin ilkelerini yerine getirenler,Ülkedeki bütün alçakgönüllüler, RABbe yönelin.Doğruluğu ve alçakgönüllülüğü amaç edinin.Belki RABbin öfke gününde kurtulabilirsiniz.
”"Bütün ülke halkına ve kâhinlere sor: 'Yetmiş yıldır beşinci ve yedinci aylarda oruç tutup dövündüğünüzde gerçekten benim için mi oruç tuttunuz?
”Bir kentte yaşayanlar başka kente gidip, 'RABbe yalvarmak, Her Şeye Egemen RABbe yönelmek için hemen yola çıkalım. Ben de gideceğim' diyecekler. Her Şeye Egemen RABbe yönelmek, Ona yalvarmak için çok sayıda halkla birçok ulus Yeruşalime gelecek."
”Kalan üçte birini ateşten geçireceğim,Onları gümüş gibi arıtacağım,Altın gibi sınayacağım.Beni adımla çağıracaklar,Ben de onlara karşılık vereceğim,'Bunlar benim halkım' diyeceğim.Onlar da, 'Tanrımız RAB'dir' diyecekler."
”İsa kırk gün kırk gece oruç tuttuktan sonra acıktı.
”Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.
”"Dua ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi olmayın. Onlar, herkes kendilerini görsün diye havralarda ve caddelerin köşe başlarında dikilip dua etmekten zevk alırlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Ama siz dua edeceğiniz zaman iç odanıza çekilip kapıyı örtün ve gizlide olan Babanıza dua edin. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir. Dua ettiğinizde, putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar. Siz onlara benzemeyin! Çünkü Babanız nelere gereksinmeniz olduğunu siz daha Ondan dilemeden önce bilir.
”"Bunun için siz şöyle dua edin: 'Göklerdeki Babamız, Adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun. Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla. Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar. Çünkü egemenlik, güç ve yücelik Sonsuzlara dek senindir! Amin'.
”"Oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın. Öyle ki, insanlara değil, gizlide olan Babanıza oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir."
”"Öyleyse, 'Ne yiyeceğiz?' 'Ne içeceğiz?' ya da 'Ne giyeceğiz?' diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa göksel Babanız bütün bunlara gereksinmeniz olduğunu bilir. Siz öncelikle Onun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir.
”"Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır. Hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse yılan verir? Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerdeki Babanızın, kendisinden dileyenlere güzel armağanlar vereceği çok daha kesin değil mi?
”Bu arada Yahyanın öğrencileri gelip İsaya, "Neden biz ve Ferisiler oruç tutuyoruz da senin öğrencilerin tutmuyor?" diye sordular. İsa şöyle karşılık verdi: "Güvey aralarındayken, davetliler yas tutar mı? Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, o zaman oruç tutacaklar.
”İsa bundan sonra şöyle dedi: "Baba, yerin ve göğün Rabbi! Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklara açtığın için sana şükrederim.
”Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.
”Yine size şunu söyleyeyim, yeryüzünde aranızdan iki kişi, dileyecekleri herhangi bir şey için anlaşırlarsa, göklerdeki Babam dileklerini yerine getirir. Nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa, ben de orada, aralarındayım."
”İsa onlara şu karşılığı verdi: "Size doğrusunu söyleyeyim, eğer imanınız olur da kuşku duymazsanız, yalnız incir ağacına olanı yapmakla kalmazsınız; şu dağa, 'Kalk, denize atıl' derseniz, dediğiniz olacaktır. İmanla dua ederseniz, dilediğiniz her şeyi alırsınız."
”Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek, "Hepiniz bundan için" dedi.
”Sonra İsa öğrencileriyle birlikte Getsemani denen yere geldi. Öğrencilerine, "Ben şuraya gidip dua edeceğim, siz burada oturun" dedi. Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı. Onlara, "Ölesiye kederliyim" dedi. "Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun." Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. "Baba" dedi, "Mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun." Öğrencilerin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrusa, "Demek ki benimle birlikte bir saat uyanık kalamadınız!" dedi. "Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür." İsa ikinci kez uzaklaşıp dua etti. "Baba" dedi, "Eğer ben içmeden bu kâsenin uzaklaştırılması mümkün değilse, senin istediğin olsun."
”O anda tapınaktaki perde yukarıdan aşağıya yırtılarak ikiye bölündü. Yer sarsıldı, kayalar yarıldı.
”Sabah çok erkenden, ortalık henüz ağarmadan İsa kalktı, evden çıkıp ıssız bir yere gitti, orada dua etmeye başladı.
”Yahyanın öğrencileriyle Ferisiler oruç tutarken, bazı kişiler İsaya gelip, "Yahyanın ve Ferisilerin öğrencileri oruç tutuyor da senin öğrencilerin neden tutmuyor?" diye sordular. İsa şöyle karşılık verdi: "Güvey aralarında olduğu sürece davetliler oruç tutar mı? Güvey aralarında oldukça oruç tutmazlar! Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o gün oruç tutacaklar.
”Onları uğurladıktan sonra, dua etmek için dağa çıktı.
”İsa ona, "Elimden gelirse mi? İman eden biri için her şey mümkün!" dedi. Çocuğun babası hemen, "İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!" diye feryat etti.
”İsa onlara, "Bu tür ruhlar ancak duayla kovulabilir" yanıtını verdi.
”Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa, 'Kalk, denize atıl!' der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir. Bunun için size diyorum ki, duayla dilediğiniz her şeyi daha şimdiden almış olduğunuza inanın, dileğiniz yerine gelecektir.
”Kalkıp dua ettiğiniz zaman, birine karşı bir şikâyetiniz varsa onu bağışlayın ki, göklerdeki Babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın."
”Sonra Getsemani denilen yere geldiler. İsa öğrencilerine, "Ben dua ederken siz burada oturun" dedi. Petrusu, Yakupu ve Yuhannayı yanına aldı. Hüzünlenmeye ve ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı. Onlara, "Ölesiye kederliyim" dedi. "Burada kalın, uyanık durun." Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. "Mümkünse o saati yaşamayayım" dedi. "Abba, Baba, senin için her şey mümkün, bu kâseyi benden uzaklaştır. Ama benim değil, senin istediğin olsun." Öğrencilerinin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrusa, "Simun" dedi, "Uyuyor musun? Bir saat uyanık kalamadın mı? Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür."
”O anda tapınaktaki perde yukarıdan aşağıya yırtılarak ikiye bölündü.
”Tanrının yapamayacağı hiçbir şey yoktur."
”Anna adında çok yaşlı bir kadın peygamber vardı. Aşer oymağından Fanuelin kızıydı. Genç kız olarak evlenip kocasıyla yedi yıl yaşadıktan sonra dul kalmıştı. Şimdi seksen dört yaşındaydı. Tapınaktan ayrılmaz, oruç tutup dua ederek gece gündüz Tanrıya tapınırdı. Tam o sırada ortaya çıkan Anna, Tanrıya şükrederek Yeruşalimin kurtuluşunu bekleyen herkese İsadan söz etmeye başladı.
”Bütün halk vaftiz olduktan sonra İsa da vaftiz oldu. Dua ederken gök açıldı ve Kutsal Ruh, bedensel görünümde, güvercin gibi Onun üzerine indi. Gökten, "Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum" diyen bir ses duyuldu.
”Kutsal Ruhla dolu olarak Şeria Irmağından dönen İsa, Ruhun yönlendirmesiyle çölde dolaştırılarak kırk gün İblis tarafından denendi. O günlerde hiçbir şey yemedi. Dolayısıyla bu süre sonunda acıktı.
”Kendisi ise ıssız yerlere çekilip dua ediyordu.
”Onlar İsaya, "Yahyanın öğrencileri sık sık oruç tutup dua ediyorlar, Ferisilerin öğrencileri de öyle. Seninkiler ise yiyip içiyor" dediler. İsa şöyle karşılık verdi: "Güvey aralarında olduğu sürece davetlilere oruç tutturabilir misiniz? Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar."
”O günlerde İsa, dua etmek için dağa çıktı ve bütün geceyi Tanrıya dua ederek geçirdi.
”"Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin. "Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin.
”Bu sözleri söyledikten yaklaşık sekiz gün sonra İsa, yanına Petrus, Yuhanna ve Yakupu alarak dua etmek üzere dağa çıktı. İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.
”İsa bir yerde dua ediyordu. Duasını bitirince öğrencilerinden biri, "Ya Rab" dedi, "Yahyanın kendi öğrencilerine öğrettiği gibi sen de bize dua etmesini öğret." İsa onlara, "Dua ederken şöyle söyleyin" dedi: "Baba, adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin. Her gün bize gündelik ekmeğimizi ver. Günahlarımızı bağışla. Çünkü biz de bize karşı suç işleyen herkesi bağışlıyoruz. Ayartılmamıza izin verme."
”Sonra şöyle dedi: "Sizlerden birinin bir arkadaşı olur da gece yarısı ona gidip, 'Arkadaş, bana üç ekmek ödünç ver. Bir arkadaşım yoldan geldi, önüne koyacak bir şeyim yok' derse, öbürü içerden, 'Beni rahatsız etme! Kapı kilitli, çocuklarım da yanımda yatıyor. Kalkıp sana bir şey veremem' der mi hiç? Sonra şöyle dedi: "Sizlerden birinin bir arkadaşı olur da gece yarısı ona gidip, 'Arkadaş, bana üç ekmek ödünç ver. Bir arkadaşım yoldan geldi, önüne koyacak bir şeyim yok' derse, öbürü içerden, 'Beni rahatsız etme! Kapı kilitli, çocuklarım da yanımda yatıyor. Kalkıp sana bir şey veremem' der mi hiç? Sonra şöyle dedi: "Sizlerden birinin bir arkadaşı olur da gece yarısı ona gidip, 'Arkadaş, bana üç ekmek ödünç ver. Bir arkadaşım yoldan geldi, önüne koyacak bir şeyim yok' derse, öbürü içerden, 'Beni rahatsız etme! Kapı kilitli, çocuklarım da yanımda yatıyor. Kalkıp sana bir şey veremem' der mi hiç? Size şunu söyleyeyim, arkadaşlık gereği kalkıp ona istediğini vermese bile, adamın yüzsüzlüğünden ötürü kalkar, ihtiyacı neyse ona verir.
”"Ben size şunu söyleyeyim: Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır. "Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir? Ya da yumurta isterse ona akrep verir? Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, gökteki Babanın, kendisinden dileyenlere Kutsal Ruhu vereceği çok daha kesin değil mi?"
”Düğün şenliğinden dönecek olan efendilerinin gelip kapıyı çaldığı an kapıyı açmak için hazır bekleyen köleler gibi olun. Efendileri geldiğinde uyanık bulunan kölelere ne mutlu! Size doğrusunu söyleyeyim, efendileri beline kuşağını bağlayacak, kölelerini sofraya oturtacak ve gelip onlara hizmet edecek.
”İsa öğrencilerine, hiç usanmadan, her zaman dua etmeleri gerektiğini belirten şu benzetmeyi anlattı: "Kentin birinde Tanrıdan korkmayan, insana saygı duymayan bir yargıç vardı. İsa öğrencilerine, hiç usanmadan, her zaman dua etmeleri gerektiğini belirten şu benzetmeyi anlattı: "Kentin birinde Tanrıdan korkmayan, insana saygı duymayan bir yargıç vardı. Yine o kentte bir dul kadın vardı. Yargıca sürekli gidip, 'Davacı olduğum kişiden hakkımı al' diyordu. "Yargıç bir süre ilgisiz kaldı. Ama sonunda kendi kendine, 'Ben her ne kadar Tanrıdan korkmaz, insana saygı duymazsam da, bu dul kadın beni rahatsız ettiği için hakkını alacağım. Yoksa sürekli gelip beni canımdan bezdirecek' dedi." "Yargıç bir süre ilgisiz kaldı. Ama sonunda kendi kendine, 'Ben her ne kadar Tanrıdan korkmaz, insana saygı duymazsam da, bu dul kadın beni rahatsız ettiği için hakkını alacağım. Yoksa sürekli gelip beni canımdan bezdirecek' dedi." Rab şöyle devam etti: "Adaletsiz yargıcın ne söylediğini duydunuz. Tanrı da, gece gündüz kendisine yakaran seçilmişlerinin hakkını almayacak mı? Onları çok bekletecek mi? Size şunu söyleyeyim, onların hakkını tez alacaktır. Ama İnsanoğlu geldiği zaman acaba yeryüzünde iman bulacak mı?"
”Kendi doğruluklarına güvenip başkalarına tepeden bakan bazı kişilere İsa şu benzetmeyi anlattı: "Biri Ferisi, öbürü vergi görevlisi iki kişi dua etmek üzere tapınağa çıktı. Ferisi ayakta kendi kendine şöyle dua etti: 'Tanrım, öbür insanlara -soygunculara, hak yiyenlere, zina edenlere- ya da şu vergi görevlisine benzemediğim için sana şükrederim. Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.' "Vergi görevlisi ise uzakta durdu, gözlerini göğe kaldırmak bile istemiyordu, ancak göğsünü döverek, 'Tanrım, ben günahkâra merhamet et' diyordu. "Size şunu söyleyeyim, Ferisi değil, bu adam aklanmış olarak evine döndü. Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir."
”Her an uyanık kalın, gerçekleşmek üzere olan bütün bu olaylardan kurtulabilmek ve İnsanoğlunun önünde durabilmek için dua edin."
”Ama ben, imanını yitirmeyesin diye senin için dua ettim. Geri döndüğün zaman kardeşlerini güçlendir."
”Oraya varınca İsa onlara, "Dua edin ki ayartılmayasınız" dedi. Onlardan bir taş atımı kadar uzaklaştı ve diz çökerek şöyle dua etti: "Baba, senin isteğine uygunsa, bu kâseyi benden uzaklaştır. Yine de benim değil, senin istediğin olsun." Onlardan bir taş atımı kadar uzaklaştı ve diz çökerek şöyle dua etti: "Baba, senin isteğine uygunsa, bu kâseyi benden uzaklaştır. Yine de benim değil, senin istediğin olsun." Gökten bir melek İsaya görünerek Onu güçlendirdi. Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu. İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu. Onlara, "Niçin uyuyorsunuz?" dedi. "Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız."
”İsa, "Baba, onları bağışla" dedi. "Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar." Onun giysilerini aralarında paylaşmak için kura çektiler.
”Öğleyin on iki sularında güneş karardı, üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü. Tapınaktaki perde ortasından yırtıldı.
”İsa ekmekleri aldı, şükrettikten sonra oturanlara dağıttı. Balıklardan da istedikleri kadar verdi.
”Tanrıdan olan, Tanrının sözlerini dinler. İşte siz Tanrıdan olmadığınız için dinlemiyorsunuz."
”Tanrının, günahkârları dinlemediğini biliriz. Ama Tanrı, kendisine tapan ve isteğini yerine getiren kişiyi dinler.
”Kapıyı bekleyen ona kapıyı açar. Koyunlar çobanın sesini işitirler, o da kendi koyunlarını adlarıyla çağırır ve onları dışarı götürür. Kendi koyunlarının hepsini dışarı çıkarınca önlerinden gider, koyunlar da onu izler. Çünkü onun sesini tanırlar.
”Bu ağıldan olmayan başka koyunlarım var. Onları da getirmeliyim. Benim sesimi işitecekler ve tek sürü, tek çoban olacak.
”Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, onlar da beni izler.
”Bunun üzerine taşı çektiler. İsa gözlerini gökyüzüne kaldırarak şöyle dedi: "Baba, beni işittiğin için sana şükrediyorum. Beni her zaman işittiğini biliyordum. Ama bunu, çevrede duran halk için, beni senin gönderdiğine iman etsinler diye söyledim." Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, "Lazar, dışarı çık!" diye bağırdı.
”Baba Oğulda yüceltilsin diye, benim adımla dilediğiniz her şeyi yapacağım. Benim adımla benden ne dilerseniz yapacağım." "Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz. Ben de Babadan dileyeceğim. O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhunu verecek. Dünya Onu kabul edemez. Çünkü Onu ne görür, ne de tanır. Siz Onu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır. Ben de Babadan dileyeceğim. O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhunu verecek. Dünya Onu kabul edemez. Çünkü Onu ne görür, ne de tanır. Siz Onu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.
”Ama Babanın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak.
”Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, size verilecektir.
”Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim. Gidip meyve veresiniz, meyveniz de kalıcı olsun diye sizi ben atadım. Öyle ki, benim adımla Babadan ne dilerseniz size versin.
”Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi tüm gerçeğe yöneltecek. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, yalnız duyduklarını söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.
”O gün bana hiçbir şey sormayacaksınız. Size doğrusunu söyleyeyim, benim adımla Babadan ne dilerseniz, size verecektir. Şimdiye dek benim adımla bir şey dilemediniz. Dileyin, alacaksınız. Öyle ki, sevinciniz tam olsun.
”İsa bunları söyledikten sonra, gözlerini gökyüzüne kaldırıp şöyle dedi: "Baba, saat geldi. Oğlunu yücelt ki, Oğul da seni yüceltsin. Çünkü sen Ona bütün insanlık üzerinde yetki verdin. Öyle ki, Ona verdiklerinin hepsine sonsuz yaşam versin. Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesihi tanımalarıdır. Yapmam için bana verdiğin işi tamamlamakla seni yeryüzünde yücelttim. Baba, dünya var olmadan önce ben senin yanındayken sahip olduğum yücelikle şimdi beni yanında yücelt. "Dünyadan bana verdiğin insanlara senin adını açıkladım. Onlar senindiler, bana verdin ve senin sözüne uydular. Bana verdiğin her şeyin senden olduğunu şimdi biliyorlar. Çünkü bana ilettiğin sözleri onlara ilettim, onlar da kabul ettiler. Senden çıkıp geldiğimi gerçekten anladılar, beni senin gönderdiğine iman ettiler. Onlar için istekte bulunuyorum. Dünya için değil, bana verdiğin kimseler için istekte bulunuyorum. Çünkü onlar senindir. Benim olan her şey senindir, seninkiler de benimdir. Ben onlarda yüceltildim. Ben artık dünyada değilim, ama onlar dünyadalar. Ben sana geliyorum. Kutsal Baba, onları bana verdiğin kendi adınla koru ki, bizim gibi bir olsunlar. Kendileriyle birlikte olduğum sürece, bana verdiğin kendi adınla onları esirgeyip korudum. Kutsal Yazı yerine gelsin diye, mahva giden adamdan başka içlerinden hiçbiri mahvolmadı. "İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum. Ben onlara senin sözünü ilettim, dünya ise onlardan nefret etti. Çünkü ben dünyadan olmadığım gibi, onlar da dünyadan değiller. Onları dünyadan uzaklaştırmanı değil, kötü olandan korumanı istiyorum. Ben dünyadan olmadığım gibi, onlar da dünyadan değiller. Onları gerçekle kutsal kıl. Senin sözün gerçektir. Sen beni dünyaya gönderdiğin gibi, ben de onları dünyaya gönderdim. Onlar da gerçekle kutsal kılınsınlar diye kendimi onların uğruna adıyorum. "Yalnız onlar için değil, onların sözüyle bana iman edenler için de istekte bulunuyorum, hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin. "Yalnız onlar için değil, onların sözüyle bana iman edenler için de istekte bulunuyorum, hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin. Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar. Ben onlarda, sen bende olmak üzere tam bir birlik içinde bulunsunlar ki, dünya beni senin gönderdiğini, beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini anlasın. Baba, bana verdiklerinin de bulunduğum yerde benimle birlikte olmalarını ve benim yüceliğimi, bana verdiğin yüceliği görmelerini istiyorum. Çünkü dünyanın kuruluşundan önce sen beni sevdin. Adil Baba, dünya seni tanımıyor, ama ben seni tanıyorum. Bunlar da beni senin gönderdiğini biliyorlar. Bana beslediğin sevgi onlarda olsun, ben de onlarda olayım diye senin adını onlara bildirdim ve bildirmeye devam edeceğim."
”Bunlar İsanın annesi Meryem, öbür kadınlar ve İsanın kardeşleriyle tam bir birlik içinde sürekli dua ediyordu.
”Pentikost Günü geldiğinde bütün imanlılar bir arada bulunuyordu. Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu. Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler. İmanlıların hepsi Kutsal Ruhla doldular, Ruhun onları konuşturduğu başka dillerle konuşmaya başladılar.
”Arkadaşları bunu duyunca hep birlikte Tanrıya şöyle seslendiler: "Ey Efendimiz! Yeri göğü, denizi ve onların içindekilerin tümünü yaratan sensin.
”Duaları bitince toplandıkları yer sarsıldı. Hepsi Kutsal Ruhla doldular ve Tanrının sözünü cesaretle duyurmaya devam ettiler.
”Petrusla Yuhanna oraya varınca, Samiriyeli imanlıların Kutsal Ruhu almaları için dua ettiler.
”Kornelius, "Üç gün önce bu sıralarda, saat üçte evimde dua ediyordum" dedi. "Birdenbire, parlak giysili bir adam önüme çıkıverdi. 'Kornelius' dedi, 'Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.
”Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu. Petrus, Hirodesin kendisini yargılayacağı günden önceki gece, çift zincirle bağlı olarak iki askerin arasında uyuyordu. Kapıda duran nöbetçiler de zindanın güvenliğini sağlıyordu. Birdenbire Rabbin bir meleği göründü ve hücrede bir ışık parladı. Melek, Petrusun böğrüne dokunup onu uyandırdı. "Çabuk, kalk!" dedi. O anda zincirler Petrusun bileklerinden düştü.
”Böylece oruç tutup dua ettikten sonra, Barnabayla Saulun üzerine ellerini koyup onları yolcu ettiler.
”İmanlılar için her kilisede ihtiyarlar seçtiler. Dua ve oruçla onları, inandıkları Rabbe emanet ettiler.
”Gece yarısına doğru Pavlusla Silas dua ediyor, Tanrıyı ilahilerle yüceltiyorlardı. Öbür tutuklular da onları dinliyordu. Birdenbire öyle şiddetli bir deprem oldu ki, tutukevi temelden sarsıldı. Bir anda bütün kapılar açıldı, herkesin zincirleri çözüldü.
”Pavlus ellerini onların üzerine koyunca Kutsal Ruh üzerlerine indi ve bilmedikleri dillerle konuşup peygamberlik etmeye başladılar.
”Pavlus bu sözleri söyledikten sonra diz çöküp onlarla birlikte dua etti.
”Haydi, ne bekliyorsun? Kalk, Onun adını anarak vaftiz ol ve günahlarından arın!'
”Pavlus bunları söyledikten sonra ekmek aldı, hepsinin önünde Tanrıya şükretti, ekmeği bölüp yemeye başladı.
”Bunun gibi, Ruh da güçsüzlüğümüzde bize yardım eder. Ne için dua etmemiz gerektiğini bilmeyiz, ama Ruhun kendisi, sözle anlatılamaz iniltilerle bizim için aracılık eder. Yürekleri araştıran Tanrı, Ruhun düşüncesinin ne olduğunu bilir. Çünkü Ruh, Tanrının isteği uyarınca kutsallar için aracılık eder.
”Kardeşler! İsraillilerin kurtulmasını yürekten özlüyor, bunun için Tanrıya yalvarıyorum.
”Umudunuzla sevinin. Sıkıntıya dayanın. Kendinizi duaya verin.
”Belli bir günü kutlayan, Rab için kutlar. Her şeyi yiyen, Tanrıya şükrederek Rab için yer. Bazı şeyleri yemeyen de Rab için yemez ve Tanrıya şükreder.
”Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih ve Ruhun sevgisi adına size yalvarıyorum, benim için Tanrıya dua ederek uğraşıma katılın.
”Bilmediği dilde konuşan, insanlarla değil, Tanrıyla konuşur. Kimse onu anlamaz. O, ruhuyla sırlar söyler.
”Bilmediği dilde konuşan kendi kendini geliştirir; ama peygamberlikte bulunan, inanlılar topluluğunu geliştirir.
”Bunun için, bilmediği dili konuşan, kendi söylediklerini çevirebilmek için dua etsin. Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz. Öyleyse ne yapmalıyım? Ruhumla da zihnimle de dua edeceğim. Ruhumla da zihnimle de ilahi söyleyeceğim. Tanrıyı yalnız ruhunla översen, yeni katılanlar senin ne söylediğini bilmediğinden, ettiğin şükran duasına nasıl "Amin!" desin? Uygun biçimde şükrediyor olabilirsin, ama bu başkasını geliştirmez. Dillerle hepinizden çok konuştuğum için Tanrıya şükrediyorum. Ama inanlılar topluluğunda dillerle on bin söz söylemektense, başkalarını eğitmek için zihnimden beş söz söylemeyi yeğlerim.
”Görülüyor ki, bilinmeyen diller imanlılar için değil, imansızlar için bir belirtidir. Peygamberlikse imansızlar için değil, imanlılar için bir belirtidir. Şimdi bütün inanlılar topluluğu bir araya gelip hep birlikte bilmedikleri dillerle konuşurlarken yeni katılanlar ya da iman etmeyenler içeri girerse, "Siz çıldırmışsınız!" demezler mi? Ama herkes peygamberlikte bulunurken iman etmeyen ya da yeni katılan biri içeri girerse, söylenen her sözle günahlı olduğuna ikna edilecek, her sözle yargılanacak. Yüreğindeki gizli düşünceler açığa çıkacak ve, "Tanrı gerçekten aranızdadır!" diyerek yüzüstü yere kapanıp Tanrıya tapınacaktır.
”Eğer bilinmeyen dillerle konuşulacaksa, iki ya da en çok üç kişi sırayla konuşsun, biri de söylenenleri çevirsin. Çeviri yapacak biri yoksa, bilmediği dilde konuşan, toplulukta sessiz kalsın, içinden Tanrıyla konuşsun.
”Özet olarak, kardeşlerim, peygamberlikte bulunmayı gayretle isteyin, bilinmeyen dillerle konuşulmasına engel olmayın. Ancak her şey uygun ve düzenli biçimde yapılsın.
”Bunun için, Rab İsaya iman ettiğinizi ve bütün kutsalları sevdiğinizi duyduğumdan beri ben de sizin için sürekli şükrediyor, sizi dualarımda hep anıyorum. Rabbimiz İsa Mesihin Tanrısı, yüce Baba, kendisini tanımanız için size bilgelik ve vahiy ruhunu versin diye dua ediyorum.
”Onun aracılığıyla hepimiz tek Ruhta Babanın huzuruna çıkabiliriz.
”Tanrı, bizde etkin olan kudretiyle, dilediğimiz ya da düşündüğümüz her şeyden çok daha fazlasını yapabilecek güçtedir. Kilisede ve Mesih İsa'da bütün kuşaklar boyunca sonsuzlara dek O'na yücelik olsun! Amin.
”Birbirinize mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyin; yürekten Rabbe ezgiler, mezmurlar okuyun; durmadan, her şey için Rabbimiz İsa Mesihin adıyla Baba Tanrıya şükredin;
”Her türlü dua ve yalvarışla, her zaman Ruhun yönetiminde dua edin. Bu amaçla, bütün kutsallar için yalvarışta bulunarak tam bir adanmışlıkla uyanık durun.
”Sizi hatırladıkça Tanrıma şükrediyorum. İlk günden şimdiye dek Müjdenin yayılmasındaki işbirliğinizden dolayı her duamda hepiniz için her zaman sevinçle dilekte bulunuyorum.
”Duam şu ki, sevginiz, bilgi ve her tür sezgiyle durmadan artsın. Öyle ki, üstün değerleri ayırt edebilesiniz ve böylece Tanrının yüceltilip övülmesi için İsa Mesih aracılığıyla gelen doğruluk meyvesiyle dolarak Mesihin gününde saf ve kusursuz olasınız. Öyle ki, üstün değerleri ayırt edebilesiniz ve böylece Tanrının yüceltilip övülmesi için İsa Mesih aracılığıyla gelen doğruluk meyvesiyle dolarak Mesihin gününde saf ve kusursuz olasınız.
”Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin. O zaman Tanrının her kavrayışı aşan esenliği Mesih İsa aracılığıyla yüreklerinizi ve düşüncelerinizi koruyacaktır.
”Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim. Yine de sıkıntılarıma ortak olmakla iyi ettiniz.
”Tanrım da her ihtiyacınızı kendi zenginliğiyle Mesih İsada görkemli bir biçimde karşılayacaktır.
”Sizler için dua ederken Tanrıya, Rabbimiz İsa Mesihin Babasına her zaman şükrediyoruz.
”Bunu işittiğimiz günden beri biz de sizler için dua etmekten, tam bir bilgelik ve ruhsal anlayışla Tanrının isteğini bütünüyle bilmenizi dilemekten geri kalmadık.
”Kendinizi duaya verin. Duada uyanık kalın, şükredin. Aynı zamanda bizim için de dua edin ki Tanrı, sözünü yaymamız ve uğruna hapsedildiğim Mesih sırrını açıklamamız için bize bir kapı açsın.
”Sizden biri ve Mesih İsanın kulu olan Epafras size selam eder. Tanrının her isteğinden emin, yetkin kişiler olarak ayakta kalasınız diye sizin için her zaman duayla mücadele ediyor.
”Dualarımızda sizleri anıyor, her zaman hepiniz için Tanrıya şükrediyoruz. İmanın ürünü olan etkinliğinizi, sevgiye dayanan emeğinizi ve Rabbimiz İsa Mesihe bağladığınız umuttan kaynaklanan dayanıklılığınızı Babamız Tanrının önünde durmadan anıyoruz.
”Her zaman sevinin. Sürekli dua edin. Her durumda şükredin. Çünkü Tanrının Mesih İsada sizin için istediği budur.
”Kardeşler, bizim için dua edin.
”Son olarak, kardeşler, Rabbin sözü aranızda olduğu gibi hızla yayılıp yüceltilsin diye bizim için dua edin.
”Her şeyden önce şunu öğütlerim: Tanrı yoluna tam bir bağlılık ve ağırbaşlılık içinde sakin ve huzurlu bir yaşam sürelim diye, krallarla bütün üst yöneticiler dahil, bütün insanlar için dilekler, dualar, yakarışlar ve şükürler sunulsun. Her şeyden önce şunu öğütlerim: Tanrı yoluna tam bir bağlılık ve ağırbaşlılık içinde sakin ve huzurlu bir yaşam sürelim diye, krallarla bütün üst yöneticiler dahil, bütün insanlar için dilekler, dualar, yakarışlar ve şükürler sunulsun.
”Buna göre, erkeklerin öfkelenip çekişmeden, her yerde pak eller yükselterek dua etmelerini isterim.
”Oysa Tanrının yarattığı her şey iyidir, hiçbir şey reddedilmemeli; yeter ki, şükranla kabul edilsin. Çünkü her şey Tanrının sözüyle ve duayla kutsal kılınır.
”Gerçekten kimsesiz, yalnız kalmış dul kadın umudunu Tanrıya bağlamıştır; gece gündüz Ona dilekte bulunmaya ve dua etmeye devam eder.
”Durmadan, gece gündüz dualarımda seni anarak atalarım gibi temiz vicdanla kulluk ettiğim Tanrıya şükrediyorum.
”Rab İsaya olan imanını ve bütün kutsallara beslediğin sevgiyi duydukça dualarımda seni anıyor, Tanrıma sürekli şükrediyorum.
”Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Bu son çağda da her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir.
”Yukarıda belirtildiği gibi, "Bugün Onun sesini duyarsanız, Atalarınızın başkaldırdığı günkü gibi Yüreklerinizi nasırlaştırmayın."
”Bu yüzden Tanrı, uzun zaman sonra Davutun aracılığıyla, "bugün" diyerek yine bir gün belirliyor. Daha önce denildiği gibi, "Bugün Onun sesini duyarsanız, Yüreklerinizi nasırlaştırmayın."
”Onun için Tanrı'nın lütuf tahtına cesaretle yaklaşalım; öyle ki, yardım gereksindiğimizde merhamet görelim ve lütuf bulalım.
”Mesih, yeryüzünde olduğu günlerde kendisini ölümden kurtaracak güçte olan Tanrıya büyük feryat ve gözyaşlarıyla dua etti, yakardı ve Tanrı korkusu nedeniyle işitildi. Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.
”Bu nedenle, ey kardeşler, İsanın kanı sayesinde perdede, yani kendi bedeninde bize açtığı yeni ve diri yoldan kutsal yere girmeye cesaretimiz vardır.
”İman olmadan Tanrıyı hoşnut etmek olanaksızdır. Tanrıya yaklaşan, Onun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.
”Bu nedenle, İsa aracılığıyla Tanrıya sürekli övgü kurbanları, yani Onun adını açıkça anan dudakların meyvesini sunalım.
”İçinizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe, azarlamadan veren Tanrıdan istesin; kendisine verilecektir. Yalnız hiç kuşku duymadan, imanla istesin. Çünkü kuşku duyan kişi rüzgarın sürükleyip savurduğu deniz dalgasına benzer.
”Dilediğiniz zaman da dileğinize kavuşamıyorsunuz. Çünkü kötü amaçla, tutkularınız uğruna kullanmak için diliyorsunuz.
”Tanrıya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır. Ey günahkârlar, ellerinizi günahtan temizleyin. Ey kararsızlar, yüreklerinizi paklayın. Kederlenin, yas tutup ağlayın. Gülüşünüz yasa, sevinciniz üzüntüye dönüşsün. Rabbin önünde kendinizi alçaltın, sizi yüceltecektir.
”İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin. İçinizden biri hasta mı, kilisenin ihtiyarlarını çağırtsın; Rabbin adıyla üzerine yağ sürüp onun için dua etsinler. İmanla edilen dua hastayı iyileştirecek ve Rab onu ayağa kaldıracaktır. Eğer hasta günah işlemişse, günahları bağışlanacaktır. Bu nedenle, şifa bulmak için günahlarınızı birbirinize itiraf edin ve birbiriniz için dua edin. Doğru kişinin yalvarışı çok güçlü ve etkilidir. İlyas da tıpkı bizim gibi insandı. Yağmur yağmaması için gayretle dua etti; üç yıl altı ay ülkeye yağmur yağmadı. Yeniden dua etti; gök yağmurunu, toprak da ürününü verdi.
”Çünkü Rabbin gözleri Doğru kişilerin üzerindedir. Kulakları onların yakarışına açıktır. Ama Rab kötülük yapanlara karşıdır."
”Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.
”Bütün kaygılarınızı Ona yükleyin, çünkü O sizi kayırır.
”Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır.
”Sevgili kardeşlerim, yüreğimiz bizi suçlamazsa, Tanrının önünde cesaretimiz olur, Ondan ne dilersek alırız. Çünkü Onun buyruklarını yerine getiriyor, Onu hoşnut eden şeyleri yapıyoruz.
”Tanrının önünde güvenimiz şu ki, Onun isteğine uygun ne dilersek bizi işitir. Her ne dilersek bizi işittiğini bildiğimize göre, Ondan dilediklerimizi aldığımızı da biliriz.
”Sevgili kardeşim, canın gönenç içinde olduğu gibi, her bakımdan sağlıklı ve gönenç içinde olman için dua ediyorum.
”Kulağı olan, Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin.' "
”Kulağı olan, Ruhun kiliselere ne dediğini işitsin.' "
”Kulağı olan, Ruhun kiliselere ne dediğini işitsin.' "
”Kulağı olan, Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin.' "
”