04 – Yaratım
Bunlar Yüce Allah'ın kutsal sözleridir.
İnsanların sözleriyle ilgilenmiyoruz.
Tanrı'yı seven herkes için... Tanrı'nın hakkında söylediği şey budur: Yaratım.
Bunlar Yüce Allah'ın kutsal sözleridir.
İnsanların sözleriyle ilgilenmiyoruz.
Tanrı'yı seven herkes için... Tanrı'nın hakkında söylediği şey budur: Yaratım.
Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
”Tanrı tohuma dilediği bedeni -her birine kendine özgü bedeni- verir. Her canlının eti aynı değildir. İnsan eti başka, hayvan eti başka, kuş eti, balık eti başka başkadır.
”Tanrının görünmeyen nitelikleri -sonsuz gücü ve Tanrılığı- dünya yaratılalı beri Onun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle özürleri yoktur.
”Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrının Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu. Tanrı, "Işık olsun" diye buyurdu ve ışık oldu. Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. Işığa "Gündüz", karanlığa "Gece" adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.
”Tanrı, "Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın" diye buyurdu. Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı. Kubbeye "Gök" adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.
”Tanrı, "Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün" diye buyurdu ve öyle oldu. Kuru alana "Kara", toplanan sulara "Deniz" adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, "Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin" diye buyurdu ve öyle oldu. Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.
”Tanrı şöyle buyurdu: "Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin." Ve öyle oldu. Tanrı şöyle buyurdu: "Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin." Ve öyle oldu. Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.
”Tanrı, "Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun" diye buyurdu. Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, "Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın" diyerek onları kutsadı. Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.
”Tanrı, "Yeryüzü çeşit çeşit canlı yaratık, evcil ve yabanıl hayvan, sürüngen türetsin" diye buyurdu. Ve öyle oldu. Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. kara hayvanlarını da kapsıyor.
”Tanrı, "İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım" dedi, "Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun." Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı. Onları kutsayarak, "Verimli olun, çoğalın" dedi, "Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun. İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak. Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere -soluk alıp veren bütün hayvanlara- yiyecek olarak yeşil otları veriyorum." Ve öyle oldu. Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.
”Gök ve yer bütün öğeleriyle tamamlandı. Yedinci güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi. Yaptığı işten o gün dinlendi. Yedinci günü kutsadı. Onu kutsal bir gün olarak belirledi. Çünkü Tanrı o gün yaptığı, yarattığı bütün işi bitirip dinlendi.
”Göğün ve yerin yaratılış öyküsü: RAB Tanrı göğü ve yeri yarattığında, yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti. Çünkü RAB Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti. Toprağı işleyecek insan da yoktu. Yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu. RAB Tanrı Ademi topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu. kaynakları". RAB Tanrı doğuda, Adende bir bahçe dikti. Yarattığı Ademi oraya koydu.
”Adem soyunun öyküsü: Tanrı insanı yarattığında onu kendine benzer kıldı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı ve kutsadı. Yaratıldıkları gün onlara "İnsan" adını verdi. Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.
”Çünkü ben, RAB yeri göğü, denizi ve bütün canlıları altı günde yarattım, yedinci gün dinlendim. Bu yüzden Şabat Gününü kutsadım ve kutsal bir gün olarak belirledim.
”Bu, İsraillilerle benim aramda sürekli bir belirti olacaktır. Çünkü ben, RAB yeri göğü altı günde yarattım, yedinci gün işe son verip dinlendim.' "
”"Ne var ki, varlığım ve yeryüzünü dolduran yüceliğim adına ant içerim ki,
”"Siz doğmadan önceki geçmiş günleri, Tanrının yeryüzünde insanı yarattığı günden bu yana geçen zamanı soruşturun. Göklerin bir ucundan öbür ucuna sorun. Bu kadar önemli bir olay hiç oldu mu, ya da buna benzer bir olay duyuldu mu?
”Gökler de, göklerin gökleri de, yeryüzü ve içindeki her şey Tanrınız RABbindir.
”Düşkünü yerden kaldırır,Yoksulu çöplükten çıkarır;Soylularla oturtsunVe kendilerine onur tahtını miras olarak bağışlasın diye.Çünkü yeryüzünün temelleri RABbindir,O dünyayı onların üzerine kurmuştur.
”RABbin azarlamasından,Burnundan çıkan güçlü soluktan,Denizin dibi göründü,Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.
”şöyle dua etti: "Ey Keruvlar arasında taht kuran İsrailin Tanrısı RAB, bütün dünya krallıklarının tek Tanrısı sensin. Yeri, göğü sen yarattın.
”Ya RAB, büyüklük, güç, yücelik,Zafer ve görkem senindir.Gökte ve yerde olan her şey senindir.Egemenlik senindir, ya RAB!Sen her şeyden yücesin.
”Halk şöyle dua etti: "Tek RAB sensin. Gökleri, göklerin göklerini, bütün gök cisimlerini, yeryüzünü ve içindeki her şeyi, denizleri ve içlerindeki her şeyi sen yarattın. Hepsine sen can verdin. Bütün gök cisimleri sana tapınır.
”Dünyayı yerinden oynatır,Direklerini titretir. Güneşe buyruk verir, doğmaz güneş,Yıldızları mühürler. Odur tek başına gökleri geren,Denizin dalgaları üzerinde yürüyen. Büyük Ayıyı, Oryonu, Ülkeri,Güney takımyıldızlarını yaratan Odur. Anlayamadığımız büyük işler,Sayısız şaşılası işler yapan Odur.
”"Ama şimdi sor hayvanlara, sana öğretsinler,Gökte uçan kuşlara sor, sana anlatsınlar, Toprağa söyle, sana öğretsin,Denizdeki balıklara sor, sana bilgi versinler. Hangisi bilmezBunu RABbin yaptığını? Her yaratığın canı,Bütün insanlığın soluğu Onun elindedir.
”O boşluğun üzerine kuzey göklerini yayar,Hiçliğin üzerine dünyayı asar. Bulutların içine suları sarar,Bulutlar yırtılmaz onların ağırlığı altında. Dolunayın yüzünü örter,Üstüne bulutlarını serper. Suların yüzeyine sınır çizerIşıkla karanlığın ayrıldığı yerde. Göklerin direkleri sarsılır,Şaşkına dönerler O azarlayınca.
”Beni Tanrının Ruhu yarattı,Her Şeye Gücü Yetenin soluğu yaşam veriyor bana.
”RAB kasırganın içinden Eyüpü şöyle yanıtladı: "Bilgisizce sözlerleTasarımı karartan bu adam kim? Şimdi erkek gibi kuşağını beline vur da,Ben sorayım, sen anlat. "Ben dünyanın temelini atarken sen neredeydin?Anlıyorsan söyle. Kim saptadı onun ölçülerini? Kuşkusuz biliyorsun!Kim çekti ipi üzerine? Neyin üstüne yapıldı temelleri?Kim koydu köşe taşını, Sabah yıldızları birlikte şarkı söylerken,İlahi varlıklar sevinçle çığrışırken? "Denizin ardından kapıları kim kapadı,Ana rahminden fışkırdığı zaman; Ona bulutları giysi,Koyu karanlığı kundak yaptığım, Sınırını koyduğum,Kapılarıyla sürgülerini yerleştirdiğim, 'Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin,Gururlu dalgaların şurada duracak' dediğim zaman?
”"Seninle birlikte yarattığım Behemota bak,Sığır gibi ot yiyor. bilinmiyor. Su aygırı, fil, timsah ya da soyu tükenmiş bir hayvan olduğu sanılıyor. Bak, ne güç var belinde,Karnının kasları ne güçlü! Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor,Sımsıkıdır uyluk lifleri.
”Seyrederken ellerinin eseri olan gökleri,Oraya koyduğun ayı ve yıldızları,
”Denizin dibi göründü,Yeryüzünün temelleri açığa çıktı, ya RAB,Senin azarlamandan,Burnundan çıkan güçlü soluktan.
”Gökler Tanrının görkemini açıklamakta,Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.
”Ama sesleri yeryüzünü dolaşır,Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.
”RABbindir yeryüzü ve içindeki her şey,Dünya ve üzerinde yaşayanlar; Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran,Sular üzerinde durduran.
”Gökler RABbin sözüyle,Gök cisimleri ağzından çıkan solukla yaratıldı.
”Gökler senindir, yeryüzü de senin;Dünyanın ve içindeki her şeyin temelini sen attın. Kuzeyi, güneyi sen yarattın,Tavor ve Hermon dağlarıSana sevincini dile getiriyor.
”Dağlar var olmadan,Daha evreni ve dünyayı yaratmadan,Öncesizlikten sonsuzluğa dek Tanrı sensin.
”Deniz Onundur, çünkü O yarattı,Karaya da Onun elleri biçim verdi. Gelin, tapınalım, eğilelim,Bizi yaratan RABbin önünde diz çökelim.
”"Çok önceden attın dünyanın temellerini,Gökler de senin ellerinin yapıtıdır. Onlar yok olacak, ama sen kalıcısın.Hepsi bir giysi gibi eskiyecek.Onları bir kaftan gibi değiştireceksin,Geçip gidecekler.
”RABbe övgüler sun, ey gönlüm!Ya RAB Tanrım, ne ulusun!Görkem ve yücelik kuşanmışsın, Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün.Gökleri bir çadır gibi geren, Evini yukarıdaki sular üzerine kuran,Bulutları kendine savaş arabası yapan,Rüzgarın kanatları üzerinde gezen, Rüzgarları kendine haberci,Yıldırımları hizmetkâr eden sensin. eden sensin" ya da "Meleklerini rüzgarlar, hizmetkârlarını ateş alevleri yapan sensin". Yeryüzünü temeller üzerine kurdun,Asla sarsılmasın diye.
”Ya RAB, ne çok eserin var!Hepsini bilgece yaptın;Yeryüzü yarattıklarınla dolu. İşte uçsuz bucaksız denizler,İçinde kaynaşan sayısız canlılar,Büyük küçük yaratıklar.
”RABbin işleri büyüktür,Onlardan zevk alanlar hep onları düşünür.
”Yeri göğü yaratan RABSizleri kutsasın. Göklerin öteleri RABbindir,Ama yeryüzünü insanlara vermiştir.
”Bugün RABbin yarattığı gündür,Onun için sevinip coşalım!
”Yeri göğü yaratanRABden gelecek yardım.
”Yeri göğü yaratanRAB'bin adı yardımcımızdır.
”RAB ne isterse yapar,Göklerde, yeryüzünde,Denizlerde, bütün derinliklerde.
”Gökleri bilgece yaratana, Yeri sular üzerine yayana, Büyük ışıklar yaratana, Gündüze egemen olsun diye güneşi, Geceye egemen olsun diye ayı ve yıldızları yaratana,
”İç varlığımı sen yarattın,Annemin rahminde beni sen ördün. Sana övgüler sunarım,Çünkü müthiş ve harika yaratılmışım.Ne harika işlerin var!Bunu çok iyi bilirim.
”Yeri göğü,Denizi ve içindeki her şeyi yaratan,Sonsuza dek sadık kalan,
”Yıldızların sayısını belirler,Her birini adıyla çağırır.
”RAB dünyanın temelini bilgelikle attı,Gökleri akıllıca yerleştirdi.
”RAB yaratma işine başladığındaİlk beni yarattı, Dünya var olmadan önce,Ta başlangıçta, öncesizlikte yerimi aldım. Enginler yokken,Suları bol pınarlar yokken doğdum ben. Dağlar daha oluşmadan,Tepeler belirmeden,RAB dünyayı, kırlarıVe dünyadaki toprağın zerresini yaratmadan doğdum. Dağlar daha oluşmadan,Tepeler belirmeden,RAB dünyayı, kırlarıVe dünyadaki toprağın zerresini yaratmadan doğdum. RAB gökleri yerine koyduğunda oradaydım,Engin denizleri ufukla çevirdiğinde, Bulutları oluşturduğunda,Denizin kaynaklarını güçlendirdiğinde, Sular buyruğundan öte geçmesinler diyeDenize sınır çizdiğinde,Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde, Baş mimar olarak Onun yanındaydım.Gün be gün sevinçle dolup taştım,Huzurunda hep coştum. Onun dünyası mutluluğum,İnsanları sevincimdi.
”İşiten kulağı da gören gözü deRAB yaratmıştır.
”Birbirlerine şöyle sesleniyorlardı: "Her Şeye Egemen RABKutsal, kutsal, kutsaldır.Yüceliği bütün dünyayı dolduruyor."
”Kutsal dağımın hiçbir yerindeKimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek.Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa,Dünya da RABbin bilgisiyle dolacak.
”Ne kadar ters düşünceler!Çömlekçi balçıkla bir tutulur mu?Yapı, kendini yapan için,"Beni o yapmadı" diyebilir mi?Çömlek kendine biçim veren için,"O bir şeyden anlamaz" diyebilir mi?
”"Ey Keruvlar arasında taht kuran İsrailin Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB, bütün dünya krallıklarının tek Tanrısı sensin. Yeri, göğü sen yarattın.
”Kim denizleri avucuyla,Gökleri karışıyla ölçebildi?Yerin toprağını ölçeğe sığdıran,Dağları kantarla,Tepeleri teraziyle tartabilen var mı?
”Bilmiyor musunuz, duymadınız mı?Başlangıçtan beri size bildirilmedi mi?Dünyanın temelleri atılalı beri anlamadınız mı? Gökkubbenin üstünde oturan RABdir,Yeryüzünde yaşayanlarsa çekirge gibidir.Gökleri perde gibi geren,Oturmak için çadır gibi kuran Odur.
”Başınızı kaldırıp göklere bakın.Kim yarattı bütün bunları?Yıldızları sırayla görünür kılıyor,Her birini adıyla çağırıyor.Büyük kudreti, üstün gücü sayesinde hepsi yerli yerinde duruyor.
”Bilmiyor musun, duymadın mı?Ebedi Tanrı, RAB, bütün dünyayı yaratan,Ne yorulur ne de zayıflar,Onun bilgisi kavranamaz.
”Gökleri yaratıp geren,Yeryüzünü ve ürününü seren,Dünyadaki insanlara soluk,Orada yaşayanlara ruh veren RAB Tanrı diyor ki,
”'Yüceliğim için yaratıp biçim verdiğim,Adımla çağrılan herkesi,Evet, oluşturduğum herkesi getirin' diyeceğim."
”"Sizi kurtaran,Size rahimde biçim veren RAB diyor ki,""Her şeyi yaratan,Gökleri yalnız başına geren,Yeryüzünü tek başına seren,
”İsrailin Kutsalı,Ona biçim veren RAB diyor ki,"Çocuklarımın geleceği hakkında beni sorgulayabilir,Ellerimin yapıtları hakkında bana buyruk verebilir misiniz? Dünyayı ben yaptım,Üzerindeki insanı ben yarattım.Benim ellerim gerdi gökleri,Bütün gök cisimleri benim buyruğumda.
”Çünkü gökleri yaratan RAB,Dünyayı yaratıp biçimlendiren, pekiştiren,Üzerinde yaşanmasın diye değil, yaşansın diyeBiçimlendiren RAB -Tanrı Odur- şöyle diyor:"RAB benim, başkası yok.
”"Ey Yakup soyu, çağırdığım İsrail, beni dinle:Ben Oyum; ilk Benim, son da Benim. Yeryüzünün temelini elimle attım,Gökleri sağ elim gerdi.Onları çağırdığımdaBirlikte önümde dikilirler.
”Sizi yaratan, gökleri geren,Dünyanın temellerini atan RABbiNasıl olur da unutursunuz?Sizi yok etmeye hazırlanan zalimin öfkesindenNeden gün boyu yılıp duruyorsunuz?Hani nerede zalimin gazabı?
”Yine de Babamız sensin, ya RAB,Biz kiliz, sen çömlekçisin.Hepimiz senin ellerinin eseriyiz.
”RAB diyor ki,"Gökler tahtım,Yeryüzü ayaklarımın taburesidir.Nerede benim için yapacağınız ev,Neresi dinleneceğim yer? Çünkü bütün bunları ellerim yaptı,Hepsi böylece var oldu" diyor RAB. "Ancak ben alçakgönüllüye, ruhu ezik olana,Sözümden titreyen kişiye değer veririm.
”Ama gerçek Tanrı RABdir.O yaşayan Tanrıdır,Sonsuza dek kral Odur.O öfkelenince yeryüzü titrer,Uluslar dayanamaz gazabına. "Onlara şunu diyeceksin,'Yeri, göğü yaratmayan bu ilahlar,Yerden de göğün altından da yok olacaklar.' " Gücüyle yeryüzünü yaratan,Bilgeliğiyle dünyayı kuran,Aklıyla gökleri yayan RABdir.
”Yeryüzünü de üstünde yaşayan insanlarla hayvanları da büyük gücümle, kudretli elimle ben yarattım. Onu uygun gördüğüm kişiye veririm.
”"Ey Egemen RAB! Büyük gücünle, kudretinle yeri göğü yarattın. Yapamayacağın hiçbir şey yok.
”"Gücüyle yeryüzünü yaratan,Bilgeliğiyle dünyayı kuran,Aklıyla gökleri yayan RABdir.
”Ülker ve Oryon takımyıldızlarını yaratan,Zifiri karanlığı sabaha çeviren,Gündüzü geceyle karartan,Deniz sularını çağırıpYeryüzüne dökenin adı RABdir.
”Yukarı odalarını gökyüzünde yapan,Kubbesini yeryüzünde kuran,Denizin sularını çağırıp yeryüzüne döken Odur;Onun adı RABdir.
”Yunus, "İbraniyim" diye karşılık verdi, "Denizi ve karayı yaratan Göklerin Tanrısı RABbe taparım."
”Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa,Dünya da RABbin yüceliğinin bilgisiyle dolacak.
”Bildiri: İşte RABbin İsraile ilişkin sözleri. Gökleri geren, yeryüzünün temelini atan, insanın içindeki ruha biçim veren RAB şöyle diyor:
”"Tanrı, yaratılışın başlangıcından 'İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.'
”Enoş oğlu, Şit oğlu, Adem oğlu, Tanrı Oğlu'ydu.
”Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrıyla birlikteydi ve Söz Tanrıydı. Başlangıçta O, Tanrıyla birlikteydi. Her şey Onun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey Onsuz olmadı.
”O, dünyadaydı, dünya Onun aracılığıyla var oldu, ama dünya Onu tanımadı.
”Şölen başkanı, şaraba dönüşmüş suyu tattı. Bunun nereden geldiğini bilmiyordu, oysa suyu küpten alan hizmetkârlar biliyorlardı. Şölen başkanı güveyi çağırıp, "Herkes önce iyi şarabı, çok içildikten sonra da kötüsünü sunar" dedi, "Ama sen iyi şarabı şimdiye dek saklamışsın." Şölen başkanı, şaraba dönüşmüş suyu tattı. Bunun nereden geldiğini bilmiyordu, oysa suyu küpten alan hizmetkârlar biliyorlardı. Şölen başkanı güveyi çağırıp, "Herkes önce iyi şarabı, çok içildikten sonra da kötüsünü sunar" dedi, "Ama sen iyi şarabı şimdiye dek saklamışsın."
”"Ne var ki, en yüce Olan, elle yapılmış konutlarda oturmaz. Peygamberin belirttiği gibi, 'Gök tahtım, Yeryüzü ayaklarımın taburesidir. Benim için nasıl bir ev yapacaksınız? Ya da, neresi dinleneceğim yer? Bütün bunları yapan elim değil mi? diyor Rab.'
”"Efendiler, neden böyle şeyler yapıyorsunuz?" diye bağırdılar. "Biz de sizin gibi insanız, aynı yaradılışa sahibiz. Size müjde getiriyoruz. Sizi bu boş şeylerden vazgeçmeye, yeri, göğü, denizi ve bunların içindekilerin hepsini yaratan, yaşayan Tanrıya dönmeye çağırıyoruz.
”"Dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan, yerin ve göğün Rabbi olan Tanrı, elle yapılmış tapınaklarda oturmaz. Herkese yaşam, soluk ve her şeyi veren kendisi olduğuna göre, bir şeye gereksinmesi varmış gibi Ona insan eliyle hizmet edilmez. Tanrı, bütün ulusları tek insandan türetti ve onları yeryüzünün dört bucağına yerleştirdi. Ulusların sürelerini ve yerleşecekleri bölgelerin sınırlarını önceden saptadı. Bunu, kendisini arasınlar ve el yordamıyla da olsa bulabilsinler diye yaptı. Aslında Tanrı hiçbirimizden uzak değildir. Nitekim, 'Onda yaşıyor ve hareket ediyoruz; Onda varız.' Bazı ozanlarınızın belirttiği gibi, 'Biz de Onun soyundanız.'
”Tanrının görünmeyen nitelikleri -sonsuz gücü ve Tanrılığı- dünya yaratılalı beri Onun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle özürleri yoktur.
”Bu nedenle vaat, Tanrının lütfuna dayanmak ve İbrahimin bütün soyu için güvence altına alınmak üzere imana bağlı kılınmıştır. İbrahimin soyu yalnız Kutsal Yasaya bağlı olanlar değil, aynı zamanda İbrahimin imanına sahip olanlardır. "Seni birçok ulusun babası yaptım" diye yazılmış olduğu gibi İbrahim, iman ettiği Tanrının -ölülere yaşam veren, var olmayanı buyruğuyla var eden Tanrının- gözünde hepimizin babasıdır.
”Günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah aracılığıyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.
”Yaratılış, Tanrı çocuklarının ortaya çıkmasını büyük özlemle bekliyor. Çünkü yaratılış amaçsızlığa teslim edildi. Bu da yaratılışın isteğiyle değil, onu amaçsızlığa teslim eden Tanrının isteğiyle oldu. Çünkü yaratılışın, yozlaşmaya köle olmaktan kurtarılıp Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne kavuşturulması umudu vardı. Çünkü yaratılış amaçsızlığa teslim edildi. Bu da yaratılışın isteğiyle değil, onu amaçsızlığa teslim eden Tanrının isteğiyle oldu. Çünkü yaratılışın, yozlaşmaya köle olmaktan kurtarılıp Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne kavuşturulması umudu vardı. Bütün yaratılışın şu ana dek birlikte inleyip doğum ağrısı çektiğini biliyoruz.
”Her şeyin kaynağı O'dur; her şey O'nun aracılığıyla ve O'nun için var oldu. O'na sonsuza dek yücelik olsun! Amin.
”Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da -nitekim pekçok "ilah", pekçok "rab" vardır- bizim için tek bir Tanrı Baba vardır. O her şeyin kaynağıdır, bizler Onun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var, O da İsa Mesihtir. Her şey Onun aracılığıyla yaratıldı, biz de Onun aracılığıyla yaşıyoruz.
”Tanrı tohuma dilediği bedeni -her birine kendine özgü bedeni- verir. Her canlının eti aynı değildir. İnsan eti başka, hayvan eti başka, kuş eti, balık eti başka başkadır.
”Nitekim şöyle yazılmıştır: "İlk insan Adem yaşayan can oldu." Son Ademse yaşam veren ruh oldu. Önce ruhsal olan değil, doğal olan geldi. Ruhsal olan sonra geldi. İlk insan yerden, yani topraktandır. İkinci insan göktendir. Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.
”Çünkü, "Işık karanlıktan parlayacak" diyen Tanrı, İsa Mesihin yüzünde parlayan kendi yüceliğini tanımamızdan doğan ışığı bize vermek için yüreklerimizi aydınlattı.
”Bütün kutsalların en değersiziydim. Yine de Mesihin akıl ermez zenginliğini uluslara müjdeleme ve her şeyi yaratan Tanrıda öncesizlikten beri gizli tutulan sırrın nasıl düzenlendiğini bütün insanlara açıklama ayrıcalığı bana verildi.
”Görünmez Tanrının görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı Odur. Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey -tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar- Onda yaratıldı. Her şey Onun aracılığıyla ve Onun için yaratıldı. Her şeyden önce var olan Odur ve her şey varlığını Onda sürdürmektedir.
”Bu son çağda da her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir. Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, Onun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrının sağında oturdu.
”Yine diyor ki, "Ya Rab, başlangıçta Dünyanın temellerini sen attın. Gökler de senin ellerinin yapıtıdır.
”Her evin bir yapıcısı vardır, her şeyin yapıcısı ise Tanrıdır.
”Evrenin Tanrının buyruğuyla yaratıldığını, böylece görülenlerin görünmeyenlerden oluştuğunu iman sayesinde anlıyoruz.
”Öncelikle şunu bilmelisiniz: Dünyanın son günlerinde kendi tutkularının ardından giden alaycı kişiler türeyecek. Bunlar, "Rabbin gelişiyle ilgili vaat ne oldu? Atalarımızın ölümünden beri her şey yaratılışın başlangıcında olduğu gibi duruyor" diyerek alay edecekler. Öncelikle şunu bilmelisiniz: Dünyanın son günlerinde kendi tutkularının ardından giden alaycı kişiler türeyecek. Bunlar, "Rabbin gelişiyle ilgili vaat ne oldu? Atalarımızın ölümünden beri her şey yaratılışın başlangıcında olduğu gibi duruyor" diyerek alay edecekler. Ne var ki, göklerin çok önceden Tanrının sözüyle var olduğunu, yerin sudan ve su aracılığıyla şekillendiğini bile bile unutuyorlar. O zamanki dünya yine suyla, tufanla mahvolmuştu. Şimdiki yer ve göklerse ateşe verilmek üzere aynı sözle saklanıyor, tanrısızların yargılanarak mahvolacağı güne dek korunuyorlar. Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın ki, Rabbin gözünde bir gün bin yıl, bin yıl bir gün gibidir.
”Yaratıklar tahtta oturanı, sonsuzluklar boyunca yaşayanı yüceltip ona saygı ve şükran sundukça, yirmi dört ihtiyar tahtta oturanın, sonsuzluklar boyunca yaşayanın önünde yere kapanarak O'na tapınıyorlar. Taçlarını tahtın önüne koyarak şöyle diyorlar: "Rabbimiz ve Tanrımız! Yüceliği, saygıyı, gücü almaya layıksın. Çünkü her şeyi sen yarattın; Hepsi senin isteğinle yaratılıp var oldu."
”Göğü ve göktekileri, yeri ve yerdekileri, denizi ve denizdekileri yaratanın, sonsuzluklar boyunca yaşayanın hakkı için ant içip dedi ki, "Artık gecikme olmayacak.
”Bundan sonra göğün ortasında uçan başka bir melek gördüm. Yeryüzünde yaşayanlara -her ulusa, her oymağa, her dile, her halka- iletmek üzere sonsuza dek kalıcı olan Müjdeyi getiriyordu. Yüksek sesle şöyle diyordu: "Tanrıdan korkun! Onu yüceltin! Çünkü Onun yargılama saati geldi. Göğü, yeri, denizi, su pınarlarını yaratana tapının!"
”